Özgür Işık Damar
8 dk okuma

Butik danışmanlık matematiği: neden yılda kırk değil dört müşteri alıyorum

47 tanışma çağrısı. 38 konuşma. 4 imzalı sözleşme. Lead'lerin %90'ına hayır demenin matematiği.

kariyerdanışmanlıksolo-dev

Takvim uygulamam geçen yıl 47 "tanışma çağrısı" slotu olduğunu söylüyor. 38'ini aldım. Dördünde sözleşme imzaladım. Bu bir şikayet değil — sadece matematik. Nasıl düşündüğümü anlatayım.

İnsanlar yılda dört müşteriye bakıp bunu bir pozisyonlama hamlesi sanıyor. Özel görünmek için yapılmış bir tercih. Değil. Bu sayı; bir kişi artı küçük bir kontratlı bench'in, işin müşterinin aradığı gerçek sebep olduğu durumda teslim edebileceğinin üst sınırı.

Sayının nereden çıktığını göstereyim.

Arz tarafı

Benim oynadığım piyasa katmanında ciddi bir engagement üç haftalık bir sprint değil. Önünde keşif dönemi, arkasında aftercare kuyruğu olan çok aylı bir build. Standart şekli, müşteriden bağımsız olarak hep böyle:

  • Sözleşme öncesi faz: kabaca 3 ay. Scoping çağrıları, yazılı keşif brief'i, müşteri tarafında güvenlik ve satın alma incelemesi, sözleşme müzakeresi, imza.
  • Sözleşmeli build: 6 ay. Çekirdek engagement. Ortalama haftada iki gün doğrudan zamanım, execution derinliği için yanımda kontratlı bir senior mühendis.
  • Aftercare: 1 ay. Stabilizasyon, paging desteği, iç ekip enablement.

Engagement başına on ay takvimim gidiyor. Yılda on iki ay var. Matematik matematiktir.

Dört paralel engagement, üst sınır. Bazıları örtüşüyor — biri aftercare'ı bitirirken bir diğeri keşfe başlıyor — sayının iki değil dört olmasının tek nedeni de bu.

Talep tarafı

Solo bir operasyon için yılda 47 lead küçük bir sayı değil. Haftada yaklaşık bir. Kaynaklar şunlar:

  • Önceki müşterilerden gelen referanslar (en büyük kaynak — belki %60).
  • Neredeyse müşteri olanlardan referanslar (ikinci en büyük — belki %20).
  • Açık yazılar. Bu blog, konuşmalar, ara sıra açık kaynak katkıları.
  • Stork'tan tanıdığım biri üzerinden beni bulan şirketlerden az sayıda soğuk inbound.

47'nin 38'ini aldım. Kalan 9'u ya açıkça kötü uyumdu — "saatlik 40 dolara geliştirici lazım" gibi — ya da lead'in problemi e-postada bile yazmaya tenezzül etmeyip "kısa bir çağrıya atlayalım" dediği türden bir pitch'ti.

38 çağrının 4'ünü imzaladım. Bu %11 imza oranı, ya da kabaca 9'da 1. Sektör ortalamasının 30'da 1 civarında olduğu yerde yüksek. Yüksek olmasının nedeni, çağrıların kendisinin zaten filtrelenmiş olması. İşin gerçek olduğuna dair makul bir inancım olmadığı çağrıları almıyorum.

Kimsenin konuşmadığı reddetme tarafı

34 konuşma "hayır" ile bitti. Bazen benim hayırım, bazen onların, ara sıra karşılıklı.

Acıtanlar bütçe uyumsuzlukları değil. Onlar temiz. Birinin 40 bin doları var, iş 400 bin dolarlık bir problem, ikimiz de el sıkışıp yola devam ediyoruz.

Acıtanlar, uyumun tuttuğu, işin gerçek olduğu, cevabın yine de hayır olduğu olanlar — kapasitem olmadığı için. Eylül'de iki saatimi geçirdiğim bir startup founder'ı vardı. Problem ilginçti, ekip güçlüydü, bütçe yerindeydi, takvim makuldü. Sonra ona şöyle başlayan bir e-posta yazmak zorunda kaldım: "Bunu alamam. Onun yerine kiminle konuşman gerektiği şu." Üç isim verdim.

O üçten ikisi engagement'ı aldı. Founder üç ay sonra bir teşekkür notu gönderdi. O not, mecazi olarak, bu satırları yazdığım masanın üstüne yapışık duruyor.

Ama "hayır" yazmanın zihinsel maliyeti sıfır değil. Bu işin kimsenin seni uyarmadığı kısmı. İki saat geçiriyorsun sonradan hayal kırıklığına uğratacağın bir insanla ilişki kurmak için. Bunu yılda 30+ kez yapmak, kendi başına bir tür hava durumu.

Ekonomi

Sayıları masaya koyalım.

Senaryo A — gerçek olan
4 müşteri × 200 bin dolar ortalama engagement = 800 bin dolar gelir
Gross marj ~%40 (kontratlı mühendisler, araçlar, ölü-anlaşma zamanı, vergiler)
Net: ~320 bin dolar
 
Senaryo B — volüm olanı
40 müşteri × 20 bin dolar ortalama engagement = 800 bin dolar gelir
Gross marj ~%60 (daha az alt-yüklenici, daha az overhead)
Net: ~480 bin dolar

Excel'de Senaryo B daha iyi görünüyor. 480 bin, 320 bini geçer. Orada durursan butik danışmanlığın irrasyonel ve yüksek volümün daha iyi iş olduğu sonucuna varırsın.

Senaryo B'yi neden yapmadığım şu:

Yılda kırk müşteri, kabaca her dokuz günde bir yeni engagement demek. Satış overhead'i — keşif çağrıları, teklifler, sözleşmeler, kickoff'lar — sen bir satır kod yazmadan takvimin üçte birini yiyor. Bağlam-değiştirme maliyeti gerçek ve excel'de görünmüyor. Kırk farklı sistemin mimarisini, iyi iş üreten çözünürlükte kafanda tutamazsın.

Kırk müşteride küçük bir ajans yönetiyorsun. Bu da iyi bir iş. Ama benim yürüttüğüm iş değil.

Dört müşteride işi sen yapıyorsun. Sistemi tanıyorsun. Slack'lerinde varsın. Mimari review'larındaki kişi sensin. Sattığın şey, bir proje yöneticisinin takvimi değil, kendi gerçek dikkatin.

Fiyatlama psikolojisi

Yılda dört müşterili bir dükkân saatlik değil, proje başına ücretlendirir. Tekliflerimde saatlik ücret yok. Her şeyin tek bir rakamı var.

Keşif ilk hafta için ücretsiz. İlk çağrı değil — yapılandırılmış işin ilk haftası. Çıktısı yazılı bir belge: "Problem bence şu, ben şunu yapardım, maliyeti şu, ters gidebilecek olan da şu." Müşteri sonrasında hayır derse ikimiz de yolumuza gideriz. Belge onlarda kalır. Zaman bende kalır.

Bu pahalı geliyor. Değil. Ücretsiz keşif haftası, beni bir ay build zamanına mâl olmadan ciddi olmayan müşterileri filtreliyor. Problemi tanımlamak için bir hafta harcamayı reddeden müşteri, çözmek için altı ay harcamayı da reddedecek.

Keşif belgesinden sonra commitment sözleşmeli. Sabit scope, sabit fiyat, sabit takvim. Change order'lar var ve ayrı fiyatlanır. Saatlik faturalama yok.

Dürüst makbuz

Dört, ortalama. Kural değil.

2023'te beş imzaladım. Planlamadığım iki engagement'in fazla örtüştüğü bir çeyrek vardı; takvim üç ay boyunca çirkin oldu.

2024'te iki imzaladım. Stork hisse geçişinin olduğu yıldı. Hisse konuşmasının bütçelemediğim yüz saati yiyeceğini bildiğim için bilerek daha az iş aldım.

2025'te dört imzaladım. Tasarımı gereği sıkıcı.

Beş yıl ortalaması alırsan rakam kabaca 3.8'e oturuyor. Birisi sorduğunda "dört" dememin nedeni bu.

Counter-intuitive kısım

Kıtlık bir hendektir.

Lead'lerin %90'ına hayır demek bir pazar pozisyonlama hilesi değil. %10'un ödediği parayı ödemesinin gerçek nedeni tam olarak bu. Saat için ödemiyorlar. O ay diğer dokuz kişiye hayır demen için ödüyorlar. Örtük mesaj şu: "Senin paranı alsaydım başka hiçbir şey yapacak vaktim kalmazdı. O yüzden senin paranı alıyorsam, sana her şeyimi veriyorum."

Bunu taklit etmek imkânsız. Gelen kutuna düşen her sözleşmeyi imzalarken özel olduğunu söyleyemezsin. Fiyat, eşleşmek için düşer.

Dört müşteri sayısı bir hedef değil. Bir sonuç. Hiçbir zaman oturup "tam dört alacağım" demedim. Beşinci her zaman çıkagelir. Sadece vaktim olmuyor — ve "vaktim yok" derken kafamı kaldırıp takvime baktığımda gerçekten o boş slotun olmadığını görüyorum.

// madem buradasın